28/1/2009 · Kategori: hosseda

Ağaçların daha bu bahçelerde
Bütün yemişleri dalda sarkıyor;
Umutların mola verdiği yerde
Geceler bir nehir gibi akıyor.
Baksan bir uzaklık var hangi yana,
Hangi eşyaya dönsen boş bir ayna;
Varmak istediğim uzak limana
Gemiler beni almadan kalkıyor.
Gelmedi gün daha, çalmadı saat,
Daha uçurmuyor beni bu kanat;
Sabırsızlanma, ey kapımdaki at!
Güneş daha gözlerimi yakıyor.
Ahmet Muhip DRANAS
26/1/2009 · Kategori: hosseda

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın
ATTİLA İLHAN
26/1/2009 · Kategori: hosseda
|
.Başkaları da var masa da İleri geri konuşuluyor
Ötedesin o adamın duldasında Göz kapaklarına bürünmüş adam
Eli her an omuzunda Eğiliyor sigaranı yakıyor
Teşekkürler sigara dumanı Sağolasın o adam !
Onunla gelmişin buraya Yüzün yandan ve uzaklarda
Niçin sevmiyorsun duvar kağıtlarını Hoş belkide seviyorsun
Herkes az buçuk sarhoş Herkes bir şeyler söylüyor
Ama yalnız ikimizin sözcükleri Sarmaşdolaş
Üzerinden sevişmek kadının Sigaranın,Asya'nın,omuzların,
Üzerinden aile fotoğrafların Eller nasıl duygandır nasıl yalın
İki ses, iki bakış, gelişir nasıl Tek bir cümle gibi, sözlere karşın
Sivri topuklar nasıl ortasına Gömülmüştür belleksiz halıların..
CEMAL SÜREYA

|
|
26/1/2009 · Kategori: hosseda

Sonra o gider sesini yıkardı Telefonda saatlerce seviştiğinden O diye biri vardı galiba Ağzı da iyice vardı galiba Gece çiçeklerinden bir orman Pejmürde atlar pahasına
Bira içerken saçları uzun Parmakları korkunç ve kalabalık Bir gece Aksaray'da hiç unutmam Yüzümü ellemisti galiba Denize doğru gittikçe artan Bir yüz benim yüzümdü olsa olsa
Yakasında kocaman bir düğme Sevinci bitiştirince acıya Ayıran kuşkuyu inançtan Yağmurun yağması iyidir Bir çerkez mızıkası gibi rengarenk İki adet kuş çantasında
|
. |
Cemal Süreya
|
26/12/2008 · Kategori: hosseda
Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O gülün yüzü gülmüyor sensiz
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen - derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyalardan çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi
CEMAL SÜREYA

« Önceki ::